Benim dedem derdi, dermiş diyelim çünkü ben dedemi görmedim, "boğaz boğum boğumdur" diye bir dedesözü. Atasözlerinde geçiyordur belki hiç araştırmadım, sözü çok duydum annemden. Yeni şeyler gördükçe duydukça dinledikçe birisinden benzer bir şey duydum "bin düşün bir yaz" şeklinde, iki laf da aynı kapının anahtarı aslında. Çoğu zaman düşünüp arada sırada düşündüklerimi buraya düşüreyim dedim... Ben kim miyim? Hiçkimse ve de herkes.

 

acıyı yok sayıp hayatına devam edenlere güçlü değil, korkak denir. bunları karıştırmayın. eski bir korkak olarak… dinleyin. işte şimdi güçlüyüm.

Beni huzurumdan alıkoyan ciğersiz insanoğlu! Beni gündüzümden eden karanlıktır insanoğlu. Adımın insan olmasından korkan aciz insanoğlu! Yine gelsin insanoğlu aynıyız biz insan olduk…

Eskiden hiç böyle değildim sürekli gülerdim. Gülüşüm güzeldi, huzuru bilirdim. Elbet ruhumu serin tutan birçok hayat gezdim. Kim vurduya gitti birçoğundan ayak kestim.

Umudu ararken kaçıncı tuzak sayamadım. Akşamüstü sancılarından bir suçlu aramadım. Bir “canın sağolsun”a kaç pencere araladım. Fakat elimle koyduğum şu vefayı bir türlü bulamadım!

Adıyla huzur bulduğum adımla alay eder ve günlerin seraba aşikar bir tutum sergilerse; dönüp derse “git, bir daha gelme”… Gel, bir daha gitme boşuna ömrünü kirletme!!!

ne yazık ki birçok insan bilmiyor ağlamayı, gözlerinden akan yaş değil bir avuç tende ayıp…
bir acın varsa kayır, bir umut saklamayıp dünyanızı alt-üst eden insanları yağmalayın!

Fazla unutkanım, hayata tepki olarak aptalım. Yaşarken ölmüş olduğumdan adımı saklarım. Zamanı tek bir bütün gördüm öyle anladım. Yıllara bölmedim bölersem içim yaşlanır.

Sen her şey olabilirsin amma benim kadarsın! Bir hiçten ibaretiz yokluk bizi anlatır. Gün olur yüzüne güneşten bir alev patlatırım! Gün olur karanlığıma sağını solunu kaplatırım.

Zamanla tükeneceksin, geçen zamana üzüleceksin… “En nihayetinde her şey yine düzelecektir.”; ah öyle bir şey yok geçip gidenleri duy, sana bir elveda kadar uzaktalar bilirsin.

Sar ellerinde bandaj, hangi duvarı yumrukladın hangi derde markaj? Elden ayaktan düşen nedense gelir bana… Zamanında yazdıklarım hep sonradan öğüt sana…

acıyı yok sayıp hayatına devam edenlere güçlü değil, korkak denir. bunları karıştırmayın. eski bir korkak olarak… dinleyin. işte şimdi güçlüyüm.


Beni huzurumdan alıkoyan ciğersiz insanoğlu! Beni gündüzümden eden karanlıktır insanoğlu. Adımın insan olmasından korkan aciz insanoğlu! Yine gelsin insanoğlu aynıyız biz insan olduk…

Eskiden hiç böyle değildim sürekli gülerdim. Gülüşüm güzeldi, huzuru bilirdim. Elbet ruhumu serin tutan birçok hayat gezdim. Kim vurduya gitti birçoğundan ayak kestim.

Umudu ararken kaçıncı tuzak sayamadım. Akşamüstü sancılarından bir suçlu aramadım. Bir “canın sağolsun”a kaç pencere araladım. Fakat elimle koyduğum şu vefayı bir türlü bulamadım!

Adıyla huzur bulduğum adımla alay eder ve günlerin seraba aşikar bir tutum sergilerse; dönüp derse “git, bir daha gelme”… Gel, bir daha gitme boşuna ömrünü kirletme!!!


ne yazık ki birçok insan bilmiyor ağlamayı, gözlerinden akan yaş değil bir avuç tende ayıp…
bir acın varsa kayır, bir umut saklamayıp dünyanızı alt-üst eden insanları yağmalayın!


Fazla unutkanım, hayata tepki olarak aptalım. Yaşarken ölmüş olduğumdan adımı saklarım. Zamanı tek bir bütün gördüm öyle anladım. Yıllara bölmedim bölersem içim yaşlanır.

Sen her şey olabilirsin amma benim kadarsın! Bir hiçten ibaretiz yokluk bizi anlatır. Gün olur yüzüne güneşten bir alev patlatırım! Gün olur karanlığıma sağını solunu kaplatırım.

Zamanla tükeneceksin, geçen zamana üzüleceksin… “En nihayetinde her şey yine düzelecektir.”; ah öyle bir şey yok geçip gidenleri duy, sana bir elveda kadar uzaktalar bilirsin.

Sar ellerinde bandaj, hangi duvarı yumrukladın hangi derde markaj? Elden ayaktan düşen nedense gelir bana… Zamanında yazdıklarım hep sonradan öğüt sana…

  1. kokorozmanik bunu bindusunbiryaz kullanıcısından yeniden blogladı
  2. bindusunbiryaz bunu gönderdi